22/2/2009 - ...
... “biliyor musun; umarsız bir yıkımdı gidişin. Liman boyu uzanan iç kanamalı bir suskunluktu bizden geriye kalan. Oysa bilmeliydin; bütün bir hayatı ürpererek yaşama cesaretiydi aşk. Ve yola çıkıldığında göze alınmalıydı aşkın adressizliği. Sen bir tepeden masal gibi geldiğinde gözlerime, ben kendi masalımı terk edip, gözlerine benzeyen bir deniz seçmiştim kendime. Bana aşkı öğretmişsen yorgun, terli bir tepede; bırak isyanım tam olsun yüreğimin sessizliğindeki kıyamete... bilirim sen kendince bir hayatı onarmaya düşkünsün. Onarmak içinse gidişin; sen önce seni affet. Adına mavi dediğin çoğul eksikliğinde... bazen seni affedebilir muydun, beni ağladığında? Bilirsin; ben ki kabilesiz bir savaşçı. Senden aldığım bütün anlamları sana geri verdim. Bir ‘içim’ kaldı ben de kaldı, bir de aklımın aldanmışlığı. Haklısın sende bensiz sularında elbet denizi aşmış bir okyanus telaşı yaşanacaktı. Bağışla sözlerimi. Bağışla gözlerimi. Dahası yok, fazlası az... bazen terk edip gidebilmeli bu şehri kendi çaresizliğinde. Bazen inceldiği yerden kopmalı hayat. Neyse! Sen benden ötede, ben senden uzakta... ne kadar çok “vardık” oysa ne kadar çok kaybolurken bile... karşımda yorgun bir adam var şimdi; özleyişlerini reddetmek uğruna yorgun düşmüş bir gemi... bu gemi nereye gidiyor usta... içim boş, gemiler boş. Bu gemi nereye gidiyor usta?” Bir romanı bitirmiş gibiydi sustuğunda. Bende sustum onunla. en iyi yaptığımdı susmak. Uzun bir sessizliğin sonrasında “susuşlarımızda sen benim susuzluğumu dindirecek yağmurunu bulamadığını sandın, ben senin yağmurunu yağdıracak o bulutunu. Oysaki yağmur bulutta saklıydı, bulutta yağmurda. Susmasaydık bulacaktık” dedim. Neden geçmişin muhasebesini yapmaya başlamıştık bilmiyorum. Son sözleri iyice içime oturdu. “Bana bir kere susma hakkı verseydin, sana neler söylemeyecektim! Oysa sen hep payına susmaları aldın, bana ise hep sessizliğin ezeceği vakitlerle savaşmalar kaldı. Evet! susmak birilerini hep konuşmaya mahkum etmekti. Ve en çok konuşan en fazla hata yapandı her zaman. En çok susanın hep haklı kaldığı gibi... Sessizlikten korkan birine sessizlik dayatmak (hem de bir lütuf, bir armağan gibi) işlenen en haklı suçtu. Sen tüm suskunlukları kimseye bırakmayacak kadar bencil, herkesi suskunluğuna özendirecek kadar cömerttin. Sana söylenenlerle, sana anlatılanlarla herkesin sırrını bildin ama kimseye bir şey söylemedin. Oysa izin verseydin sana söylemeyecek ne çok şeyim vardı. İnsanları sadece dinleyerek böyle çıplak, böyle savunmasız bırakmayı nerden öğrendin? Başkalarına ait bunca sırrı taşımak seni neden hiç yormadı? Sen en çok bana sustun; ben en çok sana konuştum. Sana benzemeye başladığımdaysa, bende içimi susarak döktüm. Yoksa içim dökülecekti. Susacak hiçbir şeyin kalmadığında ise içindeki sessiz diyaloglarla benden çekip gittin. Meğer susmak, insanın içiyle konuşmasıymış. Geç fark ettim!”
Kahraman Tazeoglu'nun "araz" adlı romanından..
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/12/2008 - cennetim olur musun?
| | | | Elini tutsam, dünyanın öbür ucuna benimle birlikte gelir misin? bekle desem, dünyanın bir ucunda beni bekler misin?
Denizimde fırtınalar çıktığında limanım,karanlık bastırdığında deniz fenerim, hava açınca yıldızlarım olur musun; bulutlar göğü kapladığında pusulam?
Mihengim, turnusol kağıdım olur musun? yüreğimin suyu bulandıkça onu durultacak iksirim?
Kapılar kapandığında kapım, yollar aşındığı vakit yolum, saklanmak istesem duvarım olur musun?
Özgürlüğüm ve mapusanem?
Üşürsem evim olur musun? yorganım, ana kucağım? çölümde vaha olur musun? vahamda hurma ağacım?
Dağın tavşanı, çölün ceylanı, gecenin hayalleri bağrına bastığı gibi beni bağrına basar mısın?
Gitmek istersem kanatlarım olur musun? kalmak istersem ayağımda prangam?
Soğanda sarımsakta gözüm yok, tih çölü sürgününde gözüm yok. ateş almaya gidersem, kırk vakit sonra dönsem bile aynı yerde beni bekliyor olur musun?
Ot bitmeyen bir vadide yalnızca Allah a emanet edip gidersem, sen de beni kınamaksızın Ona güvenir ve say eder misin?
Ümidimi kaybettiğim anda ümidim, neşemi kaybettiğim zamanlarda coşkum, kalbim işgale uğrarsa halaskârım ve rehberim olur musun?Arkadaşım, yoldaşım, sırdaşım, huzûrum, nûrum, zîynetim, nîmetim, cennetim olur musun? |
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/10/2008 - İNSANLIĞA HİTABE
| | | | İNSANLIĞA HİTABE Gürültü patırtının içinde sükunetle dolaş; sessizliğin içinde huzur bulduğunu unutma…Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış,Sana bir kötülük yapıldığında, verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun.Bağışla ve unut.. Ama kimseye teslim olma. İçten ol, telaşsız ve açık seçik konuş.Başkalarına da kulak ver.Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü dünyada herkesin bir öyküsü vardır. Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkar…Ne kadar küçük olursa olsun işinle ilgilen..Hayattaki dayanağın odur… Seveceğin bir iş seçersen yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın.İşini öylesine seveceksin ki, başarılarının bedenini ve yüreğini güçlendirirken verdiklerinle de yep yeni bir hayat başlatmış olacaksın. Olduğun gibi görün…Ve göründüğün gibi ol..Sevmediğin zaman sever gibi yapma.Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme.İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz.Ve unutma ki, insanlığın yüzyıllardır öğrendikleri kumsaldaki kum tanecikleri bile değildir. Aşka burun kıvırma…O çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir.O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma. Kaybetmeyi ahlaksız kazanca tercih et.Birincisinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı ömür boyu sürer.Bazı idealler o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olman bile zafer sayılır.Çünkü bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür. Yılların geçmesine öfkelenme.Gençliğine yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe.Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme… Rüzgarın yönünü değiştiremiyorsan, yelkenleri rüzgara göre ayarla.Çünkü dünya karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir. Ara sıra isyana yönelecek olsan da, hatırla ki evreni yargılamak imkansızdır.Onun için kavgalarını sürdürürken kendi kendinle barış içinde ol. Doğduğun zamanları hatırlar mısın?....Sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu… Bu nedenle öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın sen öldüğünde… Sabırlı sevecen, erdemli ol. Eninde sonunda bütün servetin sensin.Gözünle değil, kalbinle görmeye çalış ki, bütün pisliği ve kalleşliğine rağmen , dünya insan oğlunun biricik mekanıdır.. |
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/3/2008 - ayrilik
Biliyorum konusacak birseyimiz kalmadi, paylasacak hiç bir seyimiz yok. Yine de yüregimden gücümün yettigi yere kadar sana sesleniyorum, seninle konusuyorum... Bugün sana olan kırgınlıgımı rafa kaldırdım, sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sıgınıyorum... Cümlelerimi kısalttım, kelimelerim buruk, gülüslerim istenmeyen dudaklarımda...
Bir ihtimal gelisine sıgındıgımı farkettiysem de, engel olamadım gurursuz ama umutlu hasretine... Bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum, imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor... Bir çocuk gibi isteklerimi bastıramıyorum... Çalmayan telefonuma elim gidiyor, sana halen bende oldugunu israrla yazmaya çalısıyorum... Bende olan seni, hiç kırmadım, degistirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasıl oldugunu, gülüp gülmedigini anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum...
İçimdeki güzelligine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum! Üsüyorum, bu üsüme yalnızlıgımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı... Tutunabilecegim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacagım anılarım dısında... Isınabilmek için onlara sarılıyorum... Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor, ben görmemeye çalısiyorum... Düsler uzak gibi görünüyordu ama yakındı... Belki de görmeyi istemek gerekiyordu... Gözlerini aç desem kapatacaksın ama kapatma gözlerini! Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım falıma... Gözlerimi gelislere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemis itiraf etti sonunda... Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam degil... Gelseydin, kendimi unutup sana kosacaktım, susturacaktım içimdeki isyanı, kavgaların ortasında bir günes gibi dogup ısıtacaktım yüregini, sevinçten aglayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş olmuşum gibi, dokunacaktım, sarılacaktım. Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de hiç niyetin yoktu aslında... Kendimi kandırdıgımı anladıgımda aglıyordum...
Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş gibi geliyor... Sevdiğim ne çok şarkı varmış, bunu senin gidişin gösterdi bana... Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde, gecede, uykumda... Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi... Bu bir marifetse eğer, neden benim yanımda degilsin ki? Gözyaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana... Gittin! Belki de hiç gelmemiştin ben, geldiğini sandım... Ayak uyduramadım yorgunluğuna... Dudaklarına düşlerindeki öpüşü konduramadım...
Kimi zaman bir çocuk oldum gülüslerinde sımaran, kimi zaman bir kadın; dokunuslarında kendini bulan... Ama! En çok da imkânsızın oldum... Her gelişimde bir kez daha gönderdigin oldum... İnanamadıgın, Yenemedigin, üzerinden atlayamadıgın korkuların oldum... Agladıgın, bagırdıgın ya da sustugun isyanın oldum, sessizce bosalan gözyasların, birikmisligin oldum... Yüregindeki kadın ben olmak isterken yüregine sıgınan ve tozlanacak olan bir anı oldum... Haketmediklerin, artık yeter dediklerin ve herseyin olmak isterken belki de hiçbir seyin oldum... Söylesene ben gerçekten senin neyin oldum? Sesin hep uzakları çagırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim... Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenisi sahiplenir miydim?
Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda sadece bir mevsim yaşanan ama bir ömür gibi gelen ask... Kalbime henüz söyleyemedim gittigini, ögrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum... Seni halen benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum... Gittin! Sevdamın yokluğuna alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların sonunda olması acıtıyor içimi... Suskunluğun en büyük silahındı, suskunluğunla vurdun beni asıl acı olan, canımı acıtan unutulmak...
Söylesene unutulmak kime yakışıyor? Unutan sen olsan da sana bile yakışmıyor ...
Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor... Görüyorsun işte, aşk'a ve sana ihanet etmiyorum. benim kırgınlığım aşk'a... Sen üstüne alındın...
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/1/2008 - Bir Cümlelik Yerin Var mı...?
“ Aşk tarafsızlığını yitirmişken, Yamalı yüreğimi iade ediyorum karanlığa.. Heybemde hüzünlerimle gidiyorum. Olur da bir gün aramak istersen beni, Bir ömür uzaklıkta zannetme.. Ben sana bir nefes kadar yakın olacağım... Çünkü ben “ Yedi harfli “ adında “ Sana “ yaşıyor olacağım ... ”
Yüreğimden tuza bandırılmış acılarımı elerken yine şehrimin soğuk kaldırımlarına bırakıyorum sensizliği. Sensizim. Senden sonra tüm sokaklar tek adresim. Öznesizim. Senden sonra tüm cinayetlerin tek failiyim. Davasını kaybetmiş sanık gibi boynu bükük cümlelerim.Sanki ayaklarından vuruldu geleceğim.. üşüyorum uluorta.. Soğuk kaldırım taşlarının arasına doluyor yol yordam bilmez harflerim..Kan revan içinde mevcudiyetim..Aşk tarafsızlığını yitirirken ben sensizliğin iktidarında sonumu hazırlıyorum..Eyyubvari susuyorum en yalın halimle.İçi kalabalık “ susmalar biriktiriyorum yüreğimin ipsiz uçurumlarında. Susuyorum olmuyor, konuşuyorum olmuyorum..Güpegündüz vuruluyorum sol yanımdan..Eksiliyorum yüreğinden / siliniyorum cümlelerimden. Yitip gidiyorum sensizliğin paragraf başlarında. Bu aşkın mağlubu ilan edilsem de, nafile..Eksiliyorum cümlelerinden..Siliniyorum adreslerinden...
Şimdi benden uzaklardasın..Bensiz olman senin için hiçbir şey ifade etmiyor. Etmemeli zaten. Ama “ sensizlik “ bende o kadar büyük ki; hiçbir kalıba sığdıramadım senli mutlulukları..Yokluğun öyle büyük yara ki; hiçbir kelimeyle dolduramadım bıraktığın boşlukları. Şimdilerde seni “ sensiz “ yaşatabilme azmi ile doluyum. Bizzat senin sözlerinden alıntı yaparak “ direniyorum yalnızlığına. ” Kaybetme pahasına sensizliği giydiriyorum omuzlarıma..Ayrılığın zafer çığlıkları kaplasa da etrafımı, ben yenilgiyi kuşanıyorum üzerime..Biliyorum ki; sonunda yalnızlığa boyun eğsem de, bir cümlelik yerim olacaktır yüreğinin derinliklerinde.. Gözlerim Filistin gibi ağlamaklı olsa da, yenilginin perde arkasındaki gizli zaferlerim İstanbul gibi boynu hep dik duracaktır tarihin tozlu sahifelerinde...Sensizlik yüreğime galebe gelse de, bu savaşta kazanan ben olacağım..Çünkü yüreğinin iç cebinde kefenini taşımayanların, tozlu meydanlarda zaferlerle anılmaya hakkı yoktur..Sebebim bensiz varlığın olmuşken örtün üzerimi..Kefenim yüreğinden kesilmişken kefenleyin yaralı bedenimi..
Bu satırları yazarken perdelerime gece misafirliğe geldi..Duvarlar siyaha boyanırken ben hala varlığının aydınlığında birşeyler karalıyorum satırlara..Basit cümleler kurarken karanlığı hesap edemedim..Cümlelerimin üzeri karanlık olsa da sen gözlerinle aydınlat sözlerimi.. Gitmeliyim şimdi..Kaçak bir yüreğin yıkımını gözlerimde görmeden gitmeliyim..Sığınmadan gözyaşlarıma toplamalıyım benliğimi. Sensizliğin en çok kanadığı geceyi yüreğime gömüp sabah seni “ sensiz “ sevmeye kaldığı yerden devam etmeliyim...
Gecenin infazındayım.. Gözlerimde uykusuzluk, Çöllerimde susuzluk varken, Dudaklarında soluyor geleceğim... Oysa ben sana geliyorum sevgili.. Adımlarım ürkek olsa da Yollarım sana, Sabrım sana.. Biliyorum bu firar girişimi.. Sana gelen vagonlara kaçak bindim ben.. Farkındayım...Biletsizim.. Bir o kadar da öznesiz.. Urbamda fakir yüreğim, Avuçlarımda hüznüm sana gelmekteyim... Senden ne bir ömür istiyorum Fakir yüreğime feda edilecek, Ne de bir ten diliyorum Acılarımda heba edilecek... Sadece benle başlayıp senle biten cümle.. Sana geliyorken, Yüreğinde “ bir cümlelik yerin “ var mı ?
|
|
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
bir şiirin içine sığındım, ayrılıklar dinince haber verin..
Kategoriler
Arkadaşlarım
serdarpakirel sessizsenfoni o0nas0o guzellikk gizledigimzindanmasallari withmyheart sessizharflerim hayatiminyanlisi dontcryme mucizemsinn
|